Türkiye’de son yıllarda sıklıkla dile getirilen inovasyon gıda sektöründe de kendini gösteriyor. Uluslararası Lezzet ve Kalite Enstitüsü tarafından 2016 yılında Brüksel’de düzenlenen yarışmada ilk defa soslu döneri jürinin beğenisine sunan Türk Şef Ömer Oğuz tam not aldı. Yaygın bir beyaz et restoran zincirinin soslarına da imza atan Ömer Oğuz, bunu Türk dönerine uyarlama sürecini şöyle anlattı:

“Sos kültürü Avrupa ve Arap mutfağında oldukça ileri düzeyde. Bu noktadan hareketle közlenmiş biberden patlıcana, kekikten domatese ve soğana kadar, çeşit çeşit hazırladığımız sosları döner menülerine kattık. ‘Döner ama soslu’ dedik. Böylece ‘Dönerama’ markamız çıktı ortaya… İstanbul’da şubeler açtık, değişik ülkelerden misafirlerimiz oldu. Bir gün Arap bir iş adamı, arkadaşlarıyla gelip menümüzü yedi. Soslu dönere hayran kaldı ve bunu Suudi Arabistan’a götürmek için çok ısrarcı oldu. Gittik, yerlerini gördük ve anlaştık. Sadece menülerimizle Arap yatırımcıyı çektik. İş adamı Abdülkerim Fahad, ilkbaharda Riyad’a ilk defa soslu dönerimizi götürecek. Benzer hadiseyi Azeri ve Rus bir girişimciyle de yaşadık. Orada da yerler aranıyor. Kısa süre içinde soslu Türk dönerini o ülkelerde de yedireceğiz.”

Dönerama Kurucu Ortağı Cenk Şakrak da, soslu konsept ile sektörde bir ilke imza attıklarını, franchise yöntemiyle büyüyeceklerini açıkladı. Cenk Şakrak, “Girişimcilere 200-250 bin TL arasında anahtar teslim şube veriyoruz. Franchise ücreti de almıyoruz. Ancak çok agresif gitmeyeceğiz, çünkü mutfakta ustalık gerektiren bir yapımız var. Franchise verdikten sonra iş ortaklarıyla sürekli temas hâlinde olacağız. Birçok şube ile ortak faaliyet göstereceğiz. Kira kontratlarını bile mülk sahipleri girişimci ile değil bizimle yapacak” diye konuştu.