“Bio-Güvenlik, Siber ve Gıda Güvenliği, Önümüzdeki On Yılların Gündemi Olacak”

0
7

 

Varank: “Bu .fabrikanın beni heyecanlandıran son özelliğiyse, aşı ve ilaç üretimi alanlarında güçlü bir altyapıyı kazanmış olmamız. Gerekli çevresel tedbirleri ve sertifikasyonları almak kaydıyla, ihtiyaç halinde bu tesiste, yüksek montanlı aşı üretimi gerçekleştirilebilir ”

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli ile Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank tamamı yerli ve milli sermayeyle kurulan, Türkiye’nin ilk Biyoteknoloji Endüstriyel Enzim Üretim Fabrikası olan LİVZYM ‘in açılışına katıldı.

"Bio-Güvenlik, Siber ve Gıda Güvenliği, Önümüzdeki On Yılların Gündemi Olacak"

Bakan Pakdemirli açılış töreninde yaptığı konuşmada geçen yıl, 15 yıl aradan sonra, çok büyük bir katılımla, 3. Tarım-Orman Şûra’sını gerçekleştirdiklerini vurgulayarak “‘5 Yıllık Plan, 25 Yıla Işık Tutsun’ diyerek ortaya koyduğumuz Şûra’nın sonuçlarını, 38 adet eylem planı haline getirerek tek tek uygulamaya başladık. Bunlardan biri de; Kamu, Özel Sektör ve Üniversite İşbirliği’nin Geliştirilmesi Eylem Planı idi. İşte bugün, bu planın anlamlı bir eyleme dönüştüğüne hep birlikte şahit oluyoruz” diye konuştu.

BİO-GÜVENLİK, SİBER GÜVENLİK VE GIDA GÜVENLİĞİ, ÖNÜMÜZDEKİ ON YILLARIN GÜNDEMİ OLACAK

21. yüzyılın ve bilhassa 2020 yılının kendine has, farklı bir yıl olduğunu belirten Bakan Pakdemirli şöyle devam etti:

“İklim değişikliklerinin ve yer kabuğu hareketlerinin kuvvetli etkilerini yaşarken; yeni tip korona virüse hazırlıksız yakalanan dünya,  bundan sonra yeni bir denge arayışı için çıkış yolu aramaya başladı. Görüyoruz ki; son 200 yıldır birbiriyle rekabet halinde olan küreselci, ulus-devletçi ve popülist hareketler, yeni güç mücadelesinin de başlıca aktörleri olacak. Muhakkak ki eski alışkanlıklar kolay terkedilmeyecek ama tarih; yeni yatağında, derin ve debisi yüksek bir biçimde akmaya devam edecek. Tabi bu akışın istikametini; bugünlerde alınan kararlar,  bu süreçte uygulanan politikalar ve bundan sonra ortaya konulacak olan bilimsel, sosyal ve iktisadi duruş belirleyecek. Pandemi sonrası dünyada, üç ana unsur daha fazla önem kazanacak. Bio-güvenlik, siber güvenlik ve gıda güvenliği, önümüzdeki on yılların gündemi olacak”"Bio-Güvenlik, Siber ve Gıda Güvenliği, Önümüzdeki On Yılların Gündemi Olacak"

2050 yılına gelindiğinde dünya nüfusunun 10 milyar, ülke nüfusumuzun ise; 100 milyonu geçeceğinin tahmin edildiğini ifade eden Pakdemirli “Nüfustaki bu artışın ve toplumların kalkınma sürecinin, hem tüketimi artırdığı, hem de tüketici tercihlerini hızla değiştirdiği açık. Fakat buna rağmen üretim kaynaklarının da giderek azaldığını, israf edildiğini biliyoruz. Her 9 insandan birinin açlıkla mücadele ettiğini, dünyada üretilen gıdanın 3’te 1’inin kullanılmadan yok olduğunu görüyoruz. İşte bu ters orantı, bizlere tek bir çıkış yolu bırakıyor: Acil tedbirler, akıllı planlamalar ve acil eylemler. Biliyoruz ki bu üçlüyü harekete geçirecek olan yegâne yol da; araştırma-geliştirme, yani AR-GE faaliyetleri” değerlendirmesinde bulundu."Bio-Güvenlik, Siber ve Gıda Güvenliği, Önümüzdeki On Yılların Gündemi Olacak"

TARIM VE ORMAN ALANINDA BİRÇOK AR-GE PROJESİNE KATKI SUNDUK

Son 18 yılda, tarım ve orman alanında birçok Ar-Ge projesine katkı sunarak, araştırmacılarımızın ve paydaşlarımızın daima yanında olduklarını söyleyen Bakan Pakdemirli şu ifadeleri kullandı:

“Uluslararası seviyede 25 tarımsal Ar-Ge merkezi kurduk. İki Tohum Gen Bankamızda 3.400 türü, 8 arazi gen bankamızda da 9.500 canlı örneği muhafaza altına aldık. TÜBİTAK-MAM işbirliğiyle 30 hayvan ırkına ait biyolojik materyali korumaya başladık. Bakanlığımıza bağlı bütün araştırma enstitülerimizi üniversitelerimizin ve özel sektörün kullanımına açtık. Bu kapsamda özel sektörden toplam 31 Milyon Lira destek sağladık.

Bakanlık, özel sektör, üniversite ve STK’lar tarafından bu güne kadar hazırlanan 430 Ar-Ge projesine,  toplam 90,4 milyon Lira destekleme ödemesi gerçekleştirdik. Yazlık yerli F1 hibrit sebze tohumu kullanım oranını, %10’dan %60’a çıkardık. Geçtiğimiz kış; Kışlık Sebze Yetiştiriciliğinde Hat ve Çeşit Geliştirme projesini başlattık.

Mutlulukla ifade etmeliyim ki; ülkemizin ilk yerli ve milli traktörü için Milli Elektrikli Traktör Prototipinin Üretilmesi ve Geliştirilmesi projesini tamamlandık. İnşallah yakın bir zamanda seri üretime geçiyoruz. Bu arada küçük aile işletmeleri için de, 65 beygir gücünde; Elektrikli Bahçe Tipi Traktör Prototipi projesinin atölye faaliyetlerine başladık.

Yine çiğ süt kalitesini artırmak için de Gezen Hibrit Sağımcı projesini tamamlandık. Otonom ilaçlama robotu ile değişken oranlı ilaç uygulama projesine başladık. Elektriği olmayan alanlarda sulama yapabilecek, taşınabilir Mobil Güneş Pilli Sulama Makinesi geliştirdik ve hamdolsun patentini aldık. İnşallah önümüzdeki dönemde de, farklı alanlarda 17 yeni Ar-Ge Merkezini daha açacağız. Tabi şu konuya dikkat çekmek istiyorum ki; Pandemi sürecinde Bakanlık olarak bizler de evvela bilim kurulumuzu oluşturduk. Malum; Viroloji Ana Bilim Dalı, Veteriner Fakültelerinde ayrı bir Anabilim Dalı olarak yer almakta. Ve biz bu konuda 178 yıllık bir deneyime sahibiz.   Bu nedenle pandemi sürecinde,  Pendik ve Etlik Veteriner Merkez Araştırma Enstitülerimiz ile TÜBİTAK ortaklığıyla, anti serum ve aşı çalışmalarına dâhil olduk”"Bio-Güvenlik, Siber ve Gıda Güvenliği, Önümüzdeki On Yılların Gündemi Olacak"

BU FABRİKA ÇOK BÜYÜK HİZMETLERLE ANILACAK

Bugün açılışını gerçekleştirmekte oldukları fabrikanın Kamu-Özel ve Üniversite işbirliğinin taçlandığı ebedi bir eser olacağına inandığını vurgulayan Bakan Pakdemirli “Bu fabrika çok büyük hizmetlerle anılacak. Çünkü tarım-orman sektörümüzün bütün paydaşları çok iyi bilirler ki; 19. yy son çeyreğinde keşfedilen enzimler ve enzim teknolojisi, gıda üretim teknolojilerinin geliştirilmesinde,  gıda verimliliğinin arttırılmasında çok büyük önem arz etmektedir. Tarımda ağırlıklı olarak gıda ve yem sektörlerinde, tarım dışında ise; aşı, kâğıt, tekstil, deri, ilaç, kimya, biyoloji ve tıp gibi birçok alan ve sektörde kullanılan enzimler;  daha basit ifadeyle verimliliği ve üretimi artıran, maliyeti düşüren faydalı dostlarımızdır.

Enzimler; bir gıda ürünü veya hayvan yeminin protein yapısıyla reaksiyona girerek, onu daha verimli hale getiriyor. Oluşan güçlü yapı, gıdaların sindirilme oranını arttırarak, insan vücudunun ihtiyacını daha kolay şekilde karşılıyor. Aynı şekilde, hayvan yemlerine katılan enzimler; sindirilebilirlik oranını ve yemin besleyici özelliğini de artırıyor. Örneğin hayvan beslemede kullanılan kaba yemde  sindirilebilirlik oranı yüzde 40 civarında iken, enzim kullanılan yemlerde bu oran yüzde 60’a kadar çıkabiliyor. Yani daha az yem kullanarak, daha kısa sürede canlı ağırlıkta ve verimde artışlar sağlıyor.  Kısacası; zamanı daha etkin kullanarak, verimi ve üretimi artırıyoruz” açıklamasında bulundu.

ENZİMLER DİĞER KATKI MADDELERİNE GÖRE DAHA ÇEVRECİ VE UYGULAMASI KOLAY

Ayrıca enzimlerin, biyokimyasal özellikleri ile diğer katkı maddelerine göre daha çevreci ve uygulaması kolay alternatifler olduğunu belirten Pakdemirli “Buradan şunun altını özellikle çizmek istiyorum; Enzim’de GDO bulunmaz. Enzimler, mikroorganizmalardan elde edilen protein bazlı ürünler olduğundan ve DNA’sı bulunmadığından dolayı, GDO’lu ürünler sınıfında değildir. Aynen insan sağlığında kullanılan aşılarda ya da ekmekte kullanılan mayalarda olduğu gibidir.

Bu nedenle güvenle, içimiz rahat olarak enzim kullanılmış ürünleri kullanabilir ve tüketebiliriz. Tabi burada daha önemli bir hususun daha altını çizmekte fayda var: Dünya’da enzim sektörünün 8 Milyar dolar gibi büyük bir pazarı var. Önemli bir biyoteknoloji altyapısı gerektiren bu alanda Kuzey Amerika, Kanada ve Danimarka’nın hâkim olduğunu görüyoruz. Tamamına yakınında dışa bağımlı olduğumuz bu alanda, biz de; yıllık 120 ila 150 Milyon dolar arasında ithalat yapıyoruz. Ve bu pazarın yüzde 23’lük önemli bir kısmını gıda enzimleri oluşturuyor. Ülkemizde enzim ihtiyacının yaklaşık %35’i gıda sanayinde kullanılıyor” dedi.

ENZİM İHTİYACI YERLİ VE MİLLİ ÜRETİMLE KARŞILANACAK

LİVZYM Biyoteknoloji Araştırma Geliştirme Fabrikası sayesinde Türkiye’nin, enzim sektörüne hızlı ve kararlı bir giriş yaptığını ifade eden Bakan Pakdemirli “İnşallah gıda, yem gibi birçok üründe enzim ihtiyacımızı, bundan sonra modern teknolojilerle, yerli ve milli üretimle karşılayacağız. Teknolojik ara ürünlerde artan fiyatlardan da, tüketicinin nihai ürün bazında en az seviyede etkilenmesini sağlayarak, gıda ve yem güvenliğinde alt yapımızı daha da güçlendireceğiz.

Bu fabrikada ilk etapta, ülkemizde en çok kullanılan üç enzimin üretimi yapılacaktır. Kademeli olarak başlayan üretimle, öncelikle günlük 10 ton sıvı enzim üretimi ile ithalatın onda birini, bir yıl içinde 30 ton sıvı enzim üretimi ile ithalatın dörtte birini, üç yıl içinde ise firmanın ilave yatırımlarıyla beraber ithalatın önemli bir kısmını yerli üretimle karşılamayı hedefliyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Afrika’dan Rusya’ya kadar, bu bölgedeki ilk endüstriyel enzim fabrikası olan bu tesisin, bundan sonra benzer fabrikaların artmasına öncülük edeceğini belirten Pakdemirli “Böylece, 1,5 Milyara dolara ulaşan bölgesel enzim pazarında, Türkiye inşallah önemli bir ihracatçı ülke konumuna ulaşacaktır” diye konuştu.

DÜNYAYI DOYURAN ÜLKE, TÜRKİYE OLACAKTIR

Ülkemiz tarım ve gıda sektörünün 2053, 2071 hedeflerine ulaşmasında katalizör olarak, biyoteknoloji alanını ve daha özelde de enzimleri gördüğünü vurgulayan Bakan Pakdemirli “İnşallah bu yatırım; Ülkemizde biyoteknoloji alanının üretim ve ticari olarak gelişmesine rehberlik edecek büyük bir hizmet olacaktır. Ve inanıyorum ki; teknoloji ile tarımın yolunun kesiştiği projeleri, birer birer devreye aldıkça, sahaya indirdikçe; dünyayı doyuran ülke, Türkiye olacaktır” açıklamasını yaptı.

Bu hedef doğrultusunda gerek duyulan bazı yasal düzenlemelerin yapılması için çalışmaların devam ettiğini de söyleyen Bakan Pakdemirli, tarım arazilerinde izinsiz ve plan dışı hareket edenlere yönelik yasa teklifinin meclise sunulduğunu, bununla birlikte gıdada taklit ve tağşiş yapanlara karşı caydırıcı cezaların uygulanması konusunun da mecliste olduğunu ifade etti.

Konuşmasının sonunda çiftçilere de müjde veren Bakan Pakdemirli, 7 alanda toplam 294 Milyon 243 Bin Lira desteğin bugün saat 18.00 itibariyle çiftçilerimizin hesaplarına aktarılacağını söyledi.

“İHTİYAÇ HALİNDE BU TESİSTE, YÜKSEK MONTANLI AŞI ÜRETİMİ GERÇEKLEŞTİRİLEBİLİR”
Açılışı gerçekleşen fabrikada aşı üretiminin gerçekleşebileceğinden söz eden Varank, “Bu fabrikanın beni heyecanlandıran son özelliğiyse, aşı ve ilaç üretimi alanlarında güçlü bir altyapıyı kazanmış olmamız.

Gerekli çevresel tedbirleri ve sertifikasyonları almak kaydıyla, ihtiyaç halinde bu tesiste, yüksek montanlı aşı üretimi gerçekleştirilebilir. Biliyorsunuz TÜBİTAK çatısı altında kurduğumuz KOVİD-19 platformunda 17 farklı proje yürütüyoruz. Bunların 8’i aşı, 9’u da ilaç geliştirme alanında.

Gururla ifade edebilirim ki, yürütülen bu projelerde yurtdışında yapılan çalışmalardan hiçbir eksiğimiz yok. Bilakis fazlamız, yani hiçbir yerde denemeyen yenilikçi yöntemlerimiz de var. Evet bu bir bilimsel yarış, kazananı zamanla göreceğiz.

Ama Türkiye’nin gerek aşı gerekse ilaç alanında virüsle en iyi şekilde savaşan ve bir çözüm bulmaya yaklaşan, bu alanda dünyada fark oluşturabilecek ülkelerden bir tanesi” şeklinde konuştu.
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Varank sözlerini şöyle noktaladı:
“Biliyorsunuz pandemiyle birlikte, girişim ekosistemini koruyan önemli adımlar attık. Bunlardan birisi de uzaktan çalışma imkânının getirilmesiydi. Ar-Ge merkezleri ve teknoparklardaki yüzde 50 uzaktan çalışma imkânı uygulaması mevcutta 30 Haziran’da bitiyordu. Bu uygulamayı Temmuz sonuna kadar uzatıyoruz.”
Konuşmalarının ardından Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli ve beraberindekiler enzim fabrikasının açılış kurdelesini keserek fabrikayı gezdi.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz