Buğday üretiminde 20,5 milyon ton öngörüsü

0
15
ADANA'NIN YUMURTALIK ILCESINDE BUGDAY HASADININ BASLADIGI BILDIRILDI. VERIMIN DEKARA 550-600 KILOGRAM ARASINDA OLMASI URETICININ YUZUNU GULDURDU. (ANADOLU AJANSI - HASMET BAHADIR LACIN) (20110529)

2020 yılı buğday üretiminin, uzun yıllar üretim ortalaması olarak kabul edilen 19,7 milyon tondan yüzde 4 fazla, 20,5 milyon ton civarında gerçekleşeceğini öngörüyor.

UHK(Ulusal Hububat Konseyi), 2019-2020 Üretim Yılı (1 Ekim 2019-31 Mart 2020) Buğday Değerlendirmesi notunda, 2020 sezonu buğday üretim tahmini ile COVID-19 pandemisi ekseninde buğday üretimi ve arz güvenliğinin sağlanmasına yönelik önerilerini paylaştı.Türkiye genelinde bu üretim sezonunda ekim başlangıcı hariç yağış dağılımının buğday için dengeli olduğu kaydedilen değerlendirme notunda, Türkiye genelinde buğday ekim alanlarında geçen yıla göre %3 dolayında artış olduğu, makarnalık ekimlerinde ise bu artışın %10 seviyelerine çıktığı belirtildi.

kONSEYCE Gübre kullanımının da bu yıl fiyatların uygun olması nedeni ile geçen yıla göre gözle görülür bir artış gösterdiğine dikkat çekilen notta, bu durumun rekolte üzerine olumlu etki yapacağının düşünüldüğü ifade edildi.Konsey ayrıca , 2020 sezonu buğday üretiminde ise uzun yıllar üretim ortalaması olarak kabul edilen 19,7 milyon tondan yüzde 4 fazla, 20,5 milyon ton civarında gerçekleşeceği öngörüsünde bulundu.

ADANA’NIN YUMURTALIK ILCESINDE BUGDAY HASADININ BASLADIGI BILDIRILDI. VERIMIN DEKARA 550-600 KILOGRAM ARASINDA OLMASI URETICININ YUZUNU GULDURDU. (ANADOLU AJANSI – HASMET BAHADIR LACIN) (20110529)
ADANA’NIN YUMURTALIK ILCESINDE BUGDAY HASADININ BASLADIGI BILDIRILDI. VERIMIN DEKARA 550-600 KILOGRAM ARASINDA OLMASI URETICININ YUZUNU GULDURDU. (ANADOLU AJANSI – HASMET BAHADIR LACIN) (20110529)

COVID-19 pandemisi ekseninde buğday üretimi ve arz güvenliği..

Değerlendirme notunda, Konseyin COVID-19 pandemisi ekseninde buğday üretimi ve arz güvenliğinin sağlanmasına yönelik önerileri de sıralandı.Dünyanın, etkileri keskin, süresi ise öngörülemeyen global bir pandemi ile karşı karşıya olduğu ve bu krizden tarım-gıda sektörünün en fazla etkilenecek sektör olacağı vurgulanan notta, şu değerlendirmeye yer verildi:

Deniz ve kara taşımacılığında uygulanan sıkı sağlık tedbirleri

“Nitekim COVİD-19 salgınından en çok dış ticaret etkilenmekte, oluşan lojistik sorunlar nedeni ile dış ticaret dengesinde bozulma sinyalleri gelmektedir. Bütün bunlar tarım ve gıda sektöründe de küresel ölçekte bir kriz yaşanması endişesini beraberinde getirmektedir. Pandeminin doğal sonucu olarak; lojistikteki yavaşlama, deniz ve kara taşımacılığında uygulanan sıkı sağlık tedbirleri ve bazı ülkelerin tarım ürünleri ihracatına kısıtlama getirmesi ya da kısıtlama hazırlığı yapması (Rusya, Ukrayna, Kazakistan gibi hammadde temininde güçlü ilişkilerimiz olan ülkelerin de) dünya genelinde gıda fiyatlarının yükselmesi eğilimini ortaya çıkmıştır.

Pandemi sürecinde gelişmiş birçok ülkede dahi market rafları boşalırken, Türkiye’de gıda sorunu yaşanmaması, ülkemizin tarım-gıda potansiyelinin yüksekliğine işaret etmektedir. Bu anlamda çiftçilerimizin, başta ziraat mühendisleri olmak üzere sektöre hizmet sağlayan tüm teknik personelin, ilgili tüm kurum ve kuruluşların, karar alma süreçlerini başarı ile yöneten Tarım ve Orman Bakanlığı’nın ve TMO’nun kutlanması altı çizilmesi gereken bir husustur.”

Buğday gibi stratejik ürünlerde tercih ve politikalar

Bununla birlikte, yapılacaklar ve alınacak tedbir ve önlemler üzerinde hassasiyetle durulmasının zorunlu olduğu kaydedilen notta, şu öneriler yer aldı:

– Gelinen nokta daha önceki birçok krizde olduğu gibi üretimin ve gıdada kendimize yeterliliğin önemini bir kez daha ortaya çıkarmıştır. Paranız olsa da istediğiniz ürünleri bu dönemlerde satın alamama riski daima göz önünde bulundurulmalı ve özellikle buğday gibi stratejik ürünlerde tercih ve politikalar daima üretimden yana olmalıdır.

– TMO’nun piyasayı regüle edici fonksiyonu yanında buğday gibi stratejik ürünlerde özellikle sıklıkla yaşanan krizleri de göz önünde bulundurarak, yeterli stok yapması hayati öneme haizdir. Şu anda TMO’nun buğday satışlarına devam ettiği görülmekte, Nisan ve Mayıs ayları ihtiyaçlarının sorun olmadan stoklardan karşılanacağı anlaşılmakla birlikte, gerek sektör ve gerek ise TMO’nun yeni sezona stoksuz gireceği görülmektedir. Bu durum krizin uzun sürmesi halinde bir risk oluşturabileceği anlamına gelmektedir. Bu nedenle, TMO’nun dünyanın başlıca buğday üreten diğer ülke örneklerinde olduğu gibi, yeterli stok bulundurması ve bunu kalıcı bir politika haline getirmesi beklenilmektedir. Ancak bu buğday stoğunun öncelikle yerli üretimden karşılanmasının da üreticilerin haklı beklentileri arasında olduğu göz önünde bulundurulmalıdır.

Buğdayın stratejik ürün olma gerçeği..

– Buğdayda ekonomik üretim ortamının zorlanması sonucu, buğday ekim alanlarında görülen düşüş, gıda güvenliği açısından önemli riskler oluşturmaktadır. Bundan 11-12 yıl önce 9 milyon hektar olan buğday ekim alanının halen 7 milyon hektara düşmesi üretimin sürdürülebilirliği ve arz güvenliği açısından riskler oluşturmaktadır. Buğdayın stratejik ürün olduğu gerçeğinden hareketle, üretiminden uzaklaşılmasının doğuracağı gıda arz güvenliği sorunu bertaraf etmek için şu önerilerde bulunulmuştur; Buğdaya verilen ve yıllardır aynı kalan 5 krş’luk desteğin 10 krş’a çıkarılması çok olumlu bir yaklaşım olarak değerlendirilmiş ve takdirle karşılanmıştır. Ancak bu artışın yıllardır yapılmadığı gerçeğinden hareketle hissedilir bir etki oluşturması için bu rakamın en az 20-25 krş’a yükseltilmesi önerilmektedir. Ayrıca yağışa dayalı, kuru tarım koşullarında (nadas-iki yılda bir ürün alınması) üretim yapan Orta Anadolu ve Geçit Bölgelerinin bu alanlarında ürün desteği yanında alan desteği de verilmesi, dezavantajlı bu bölgelerde buğday üretiminin sürdürülebilirliği açısından mutlak gereklilik olarak görülmektedir.

Tarımsal girdilere uygulanan KDV ve ithalat vergileri

– Hastalığın yayılmasının tedarik zincirinin sınırlanması, finansmana ulaşmadaki kısıtlar nedeni ile maliyetler yükselmektedir. Ayrıca, artan döviz kurlarına bağlı olarak tarımsal üretim maliyetlerindeki ilave yükseliş de dikkate alınmalıdır. Tarımsal girdilere uygulanan KDV ve ithalat vergileri geçici olarak düşürülmelidir. Üretimde en büyük payı enerji maliyetleri almakta olduğundan, tarımsal motorinde ÖTV’nin düşürülmesinin gündeme alınması, elektrik enerjisinin tarıma çok daha düşük fiyatla arz edilmesi önerilmektedir.

– Uluslararası piyasalardan da kaynaklanan ekonomik sorunlar sebebi ile girdi fiyatlarının yükselmesi üreticinin finansmanını çok daha önemli hale getirmiştir. Üretici Birlik ve Kooperatiflerinin (Tarım Kredi Kooperatifleri, Pancar Ekicileri Kooperatifleri gibi) üye üreticilerine girdi temini uygulamaları daha etkin devam etmelidir. Ayrıca Ziraat Bankası’nın bu konuda üstlendiği rol; daha kolaylaştırıcı ve etkin olmalıdır.

– Bu kriz döneminde tarım sektöründe özellikle mevsimlik iş gücü teminiyle birlikte gerekli önlemler alınarak iş gücünün tarlada çalışması ve üreticinin pazara ulaşmasının önündeki engelleri kaldıracak çalışmalar güncellenerek etkinliği artırılmalıdır.”

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz